reklamı kapat!
zayıflama

Bizi Destekleyin

Ürün Tanıtım

Son Yorumlar

Sponsor Bağlantılar

Reklam Alanı

 
goji berry

Ahmet Maranki Domuz Gribi

Zayıflama Ahmet Maranki Domuz Gribi konusunu yazdır Ahmet Maranki Domuz Gribi konusunu arkadaşınıza e-mail olarak gönderin.
Yazan: Zayıflama Bilgileri   
Bu makale 20-05-2010 tarihinde saat 00:21:34 iken yazılmıştır.Bugüne kadar 1394 defa okunmuştur...


Sponsor Bağlantılar:
goji berry

Bütün dünyayı kasıp kavuran ve kış mevsimiyle dahada ciddi yıkımlara sebep olan domuz gribine karşı doğal yollarlada korunabilirsiniz..

Prof. Ahmet Maranki, domuz gribine karşı yüzlerce yıldan beri süzülüp gelen ve bağışıklık sistemini güçlendiren tavsiyelerde bulundu: “Doğal beslenir, doğal yaşarsanız, hiç hasta olmamanız mümkün.

Domuz gribinden tutun da kansere kadar…” Vatan gazetesine konuşan Maranki, üç kızının da hiç hasta olmadığını belirtti ama “Allaha şükür” demeyi de ihmal etmedi.

Hocam hedefimiz, hastalıklardan korunmak için bağışıklık sistemimizi güçlendirmek. Temel olarak ne yapmamız lazım?

En temel amaç vücutta oluşan toksinleri atmaktır. Dolayısıyla kanı temizlemektir. Bir insanın kanı temizlenirse, kanın içinde mikroplarla savaşan askerler tam olursa, o askerler bedeni korur. Yani kanınız tam olursa, içindeki muhafızlar tam olursa; ne saçınız dökülür, ne gözünüz görmemezlik yapar, ne tiroidiniz olur, ne kalbiniz tekler, hiçbir organınızda bir arıza olmaz. Eğer bunlar oluyorsa da, sebebi bağışıklık sisteminin düşmesidir.

Öyleyse konuşmaya oradan başlayalım mı? Bağışıklık sisteminin düşmesinin sebepleri neler?

Birinci sebep, serbest radikallere maruz kalmamızdandır. Serbest radikaller, bağışıklık sistemine saldıran moleküllerdir. Antioksidanlar da bu serbest radikallerin etkilerini nötralize eden; kanser, kalp hastalıkları ve erken yaşlanmaya neden olabilecek zincir reaksiyonları engelleyen moleküllerdir.

Serbest radikal oluşumuna, sigara, pestisitler, çözücüler, petrokimya ürünleri, ilaçlar, güneş ışınları, hatta yiyeceklerde bulunan bazı bileşikler neden olur. Artı aldığımız besinlerin organik olmaması, suni olması, geni değiştirilmiş olması, yanlış gübrelemelerin olması, zamanında yenmeyen meyve-sebzeler,

bunlar kurutulurken veya konsantre hale getirilirken kullanılan emilgatörler nedeniyle de serbest radikaller oluşur ve bu yüzden bedenimizin bağışıklık sistemi düşer. İkincisi de elektromanyetik dalgalar; cep telefonu, bilgisayar, televizyon, uydu yansıtıcıları, evimizdeki çamaşır makinesi, buzdolabı, saç kurutma makinesi. Bütün bunlar da bağışıklık sistemimizin düşmesinde etkilidir.

Mesela şimdi uçaktan indik, büyük bir basınç yedik, iki gün kendimize gelemeyiz. İşte, bütün bunların yaydığı manyetik alanlar da bedenimizdeki hücrelerimizi bloke ediyor. Demin saydığımız olumsuzluklar da hücrelerimizi bloke ediyor.

Nasıl bloke ediyor?

Hücre, dışarıdan gelen yabancı bir maddeye karşı kendini koruyor. Hormonlu, kocaman, geni değiştirilmiş bir muz düşünün. Alıyorsunuz, yiyorsunuz bu meyveyi, hücre hemen kendini kapatıyor. Ölmemek için, yok olmamak için… O zaman da bağışıklık sisteminiz düşmüş oluyor.

Artı, hem teknolojik radyasyon var, hem de topraktan ve çevreden aldığımız radyasyon var. Çernobil patlayalı kaç yıl oldu, ama hâlâ etkilerini görüyoruz. Bunun özellikle altını çizmek istiyorum, Karadeniz ve diğer yerlerdeki kanser türü hastalıklardaki artışı ve radyasyonun suyla bütün dünyamıza nasıl yayıldığını biliyoruz. Mesela Akdeniz bölgesine… Onun için biz ıhlamur içiyoruz, siyah çay içmiyoruz.

Gerçekten çay içmiyor musunuz?

Hayır. Maalesef bazı çaylarımızda biz yine radyasyon tespit ediyoruz.

Nasıl, ölçüm mü yapıyorsunuz?

Tabii yapıyoruz. Şu an elimizdeki teknoloji radyasyon ölçmek için müsait. Mesela, bizim Avrupa Birliği’nden onaylı, vücut tarama cihazlarımız var. Bu cihazlarımızla 36 organınızı tarayıp 36 bin detay verebiliyoruz size. Aralarında radyasyon da var.

Böyle gelişmiş teknolojilerle bedeninizin bağışıklık sisteminin düşüp düşmediğini de görüntüleyebiliyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan onaylı, TSE belgeli bu ürünlerin patentleri bize ait. Bu ölçümleri Kozmik Yaşam Merkezi’mizde yapıyoruz.

Aslında bizim de bu söyleşiyi orada yapmamız gerekiyordu ama…

Tabii… Sizi oraya davet edeceğiz, göstereceğiz. Demek ki bağışıklık sistemi bir “Serbest radikal” dediğimiz dışarıdan aldığımız olumsuz etkenlerle, besinlerle, radyo dalgalarıyla, manyetik alanlarla bozuluyor; bir de olumsuz düşünceler, kötü haberlerle… Kötü düşünce ve öfke asit karbonlu hava gibidir, insanı öldürür ve zehirler.

Yani bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için hep olumlu düşüneceğiz öyle mi?

Evet. Çekim Yasası dediğimiz bir yasa var, Yaşam Enerjisi kitabımda bunu işledim ve 400 bine yakın baskı yaptık. Kozmik bilimi anlatan, ana kitaptır bu. Sonraki bütün kitaplarımız bunun içinden birer cüz olarak çıkmıştır.

Düşünce çok önemli. Güzel göreceksiniz, güzel düşüneceksiniz ve hayatınızdan lezzet alacaksınız. Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen de hayatından lezzet alır. Bunun muhalifi, insanı zehirler, köşelerini bloke eder, kapatır içine, intihara kadar götürebilir insanı.

Bu çok önemli… Bunlar olmuştur, vakadır. Çekim Yasası’na göre, “Ben iyiyim” derseniz, iyi olursunuz. “Eyvah, hasta mıyım?” dediğiniz an, dışarıdaki kötü enerjiler sizin hücrelerinizi bloke etmek üzere üzerinize çullanabilir.

Bunların hepsi bilimseldir. Hücreleri bloke eden, bağışıklık sistemini düşüren etkenlerin arasında hava, su ve toprak da çok önemli… Su artık 50 yıl önceki su değil. Hava 50 yıl önceki hava değil.

Kitabınızda “Akan su için” diyorsunuz… İyi de nasıl?

Tabii, kaynaktan çıkan suyu içeceksiniz. Mutlaka su alkali olmalı. PH’sı 6-7-8 olmalı.

İyi de içtiğimiz tüm sular plastik şişelerde satılıyor.

Asla tavsiye etmiyoruz onları. Biz sularımızı alkali yapıyoruz. Cihazlarımız var, koyuyoruz suyu, PH’ı 9’a çıkıyor. Bu aleti alacaksınız. Plastik şişelerde satılan suyun bir-iki-üç gün içinde öldürücü birtakım etkileri olduğunu sanmıyoruz.

Ama çok uzun süreli güneşe maruz bırakıldığı zaman plastiğin zarar verebileceğini düşünüyoruz, araştırılması lazım diyoruz. Artı, bunun dışında hava da kirlendi. Çünkü su ve havadır esas ihtiyacımız.

Bizim ayrıca hava temizleme cihazımız var; 1200 rakımlı hava veren cihazlar ürettik. Yani Maranki sadece konuşmuyor, bunun karşılığını da veriyor.

Prof. Ahmet Rasim Küçükusta, ‘En etkili grip ilacı sarımsak’ demişti…

Kesinlikle. Sarımsak ve soğan doğal antibiyotiktir. Çok fazla tüketmek gerekir. Oysa toplum olarak ilaçlara bağımlılığımız var. Boğazlarımız biraz kızarınca veya biraz öksürünce gelişigüzel antibiyotik alıyoruz.

Bu antibiyotikler de balgamı söktüremez, mikrobu vücuttan çıkaramaz. Üstelik zamanla vücutta bu ilaçlara karşı direnç gelişir. Bu yüzden doğal antibiyotikleri kullanmalıyız.

Peki nasıl?

Elmas Maranki: Yarım litre kaynatılmış ve soğutulmuş suyun içine, kabukları soyulmuş bir baş sarımsağı ve yarım limonun kabuğunu dilim dilim doğrayıp atın. Kavanozun kapağını kapatıp karanlık bır ortamda 4 gün bekletin. Alimünyum folyoyla sararak ışık almasını engelleyebilirsiniz…

Sonra içinden posasını alın. Kışa girerken ya da kış aylarında bu doğal antibiyotiği yemeklerden önce 1 yemek kaşığı tüketmenizi öneriyoruz. Dışarıdan gelen mikrop ve virüslere karşı çok etkilidir. Hiç bir yan etkisi de yoktur.

SİVİLCELERDEN NASIL KURTULURSUNUZ?


Ahmet Maranki: Sarımsağı beden temizliği için çok sık tüketmeliyiz. Çünkü bileşiminde iki kuvvetli antibiyotik maddesi, A, B, C gibi vitaminler, bol iyot ve kükürt bulunur.

Sarımsağın insan sağlığına en önemli tesiri, canlılık vermesidir. Kuvvetli mikrop öldürücü özelliğiyle, vücudu çeşitli hastalıklara karşı korur. Grip, tifo, difteri gibi salgın hastalıklarda çok yararlıdır. Sarımsak ayrıca hazmı kolaylaştırır. Bağırsaklarda zararlı mikropları öldürerek, vücudun zehirlenmesini önler. Kansere karşı koruyucu özelliği vardır.

Kabızlığı giderip, bağırsaklardaki çeşitli solucanları yok eder. Yüksek tansiyona şifadır. Damar sertliğini giderir, kanı sulandırır ve temizler. Sarımsak en ince damarları dahi temizler ve oralara kadar kan gitmesini sağlar. Kalp adalelerini kuvvetlendirir, kalp ağrılarını zamanla geçirir. Akciğer ve bronşları dezenfekte eder. Ateş düşürür.

Ses kısıklığına uğrayanlara da sarımsak tavsiye edilir. Ama tüm bu özelliklerden faydalanmak için sarımsağı uzun süreli kullanmak gerekir. Ayrıca ergenlik sivilcelerinin üzerine sarımsak olduğu gibi sürülürse, yara izi bırakmadan sivilceleri yok eder.

Ezilmiş sarımsak, lapa halinde yaraların üzerine konulursa antiseptik görevi yapar.

Hiç yan etkisi yok mu sarımsağın?

Var. Emzikli kadınlar sarımsak yediklerinde, sütle çocuğa geçer ve çocuklarda karın ağrısı yapabilir.

Peki ya kokusu ile nasıl başa çıkacağız?

Kokmak istemiyorsanız ezmeden yutun. Her gece yatmadan bir diş yeterli.

Peki ya soğan?

Soğanda bol miktarda A, B ve bilhassa C vitamini, fosfor, iyot, kükürt gibi vücuda çok yararlı, besleyici maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım artırıcı maddeler bulunur.

Soğuk algınlıklarına karşı bedeni korur. B vitamini yönünden zengin olduğu için de yorgunluğu giderir, bedene canlılık verir. İştah açıcı özelliği olan soğan, idrar yoluyla vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı atar. Damar sertliğini önler, kilo verdirir, şişmanlığı önler.

Böbrek taşını ve kumunu döküp, yeniden teşekkül etmesini önler. Sinirleri teskin eder, zihin yorgunluğunu, uykusuzluğu giderir. İktidarsızlığı önler, bronşları çalıştırır, öksürüğü söktürür.

İçerdiği bol miktarda kükürt ve iyotla kan pisliklerini temizler. Böylece cildin taze kalmasını, sivilcelerin geçmesini, egzamaların zamanla iyileşmesini sağlar.

Gıdaların bağırsaklarda kokuşup, vücudu zehirlemesini önler. Vücudu dinçleştirir. Çeşitli hastalıklar yanında kansere karşı da vücudun korunmasını sağlar. Dolama ve arpacıklarda iltihapların boşalmasına yardımcı olur. Basurun tedavisi için de bolca soğan yenmelidir.

Peki nasıl, ne miktarda?

Elmas Maranki: Prostat iltihabı ve bağırsak kurtları için her gece 1 litre suda 1-2 soğan sabaha kadar bekletilerek, sabah aç karnına içilir.

* Soğanın yan etkisi var mı?

Bilinen ciddi bir yan etkisi yok. Ancak yemeklere katılan soğan yağda yakılmamalıdır.

Ahmet Maranki Domuz Gribi başlıklı bu makale 20-05-2010 tarihinden itibaren 1394 kişi tarafından okunmuştur.
Ortalama değerlendirme: Ahmet Maranki Domuz Gribi

Sayfayı Paylaş:


NOT: Bu site Sayın Ahmet Maranki'nin resmi sitesi değildir. Ahmet Maranki'nin Resmi web sitesi www.maranki.com'dur. Ahmet Maranki'ye Sorularınızı info@maranki.com'dan iletebilirsiniz.




Bu yazıya henüz yorum yapılmamış...


Ahmet Maranki Domuz Gribi Hakkında Yeni Yorum Yaz


Mesajınızı Yazarken Lütfen;
  • Düzgün bir Türkçe kullanınız!
  • Argo ve küfürlü kelimeler kullanmayınız!
  • İnsanları rencide edici ithamlarda bulunmayınız!


Adınız Soyadınız   :   

E-Mail Adresiniz   :   

Şehir Seçiniz   :   

Puan Veriniz   :   

Yorum Konusu   :   

Yorumunuz   :   
 
geri  


goji berry



Tıbbi Sorumluluk Reddi: Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.